Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ana sayfaya Dön // Düşünce
Güneşi Batmayan Evliya: Gavs-ı Azam Seyyid Abdulkadir Geylani Hz.
04 Mart 2012 Pazar Saat 20:31
Güneşi Batmayan Evliya: Gavs-ı Azam Seyyid Abdulkadir Geylani Hz.





 


Dünya denen sapan kendine çizilmiş rotadan sapmadan tüm hızıyla dönüyor dönüyordu. Samanyolu galaksisinde yıldızlar bir kilim gibi seriliyor, güneş bir kandil misali parlıyor parlıyordu. Ay kendini ikiye bölen parmağın sahibine olan hasretle şavkını denizlere düşürüyor, gönüllerde yakamozlar parlıyordu. Dünya Efendimiz'in ışığıyla nura gark olmuş gönüller onun sevdasıyla çarpıyordu. İslam kalpleri kuşatan bir renk bir ses olarak hüküm sürüyordu. Zaman ezelden ebede kadar sürecek Hakkın saltanatının bir ayeti olarak mekânla bütünleşiyor Hallak-ı daim olan Hak Teâlâ’nın şanı tüm cihanı ihata ediyordu. Hakkın sönmeyecek şanını haykıran diller kara toprağın bağrından dile geliyor ve tüm kâinata İslam’ın sönmez ve söndürülemez bir güneş olduğunu ispat ediyordu.


İşte bu manevi şartlar içerisinde hicri 471 yılında efendimizin soyundan gül çehreli bir bebek dünyaya geldi , Hazar denizinin güneyinde ki Geylan kasabasında. Daha bebekken onda manevi haller belirmeye başlamıştı. Ramazan ayında gün içinde süt emmez akşam olunca emerdi. Onun dünyaya bir misyon için geldiği her halinden belliydi. Küçükken bir arife günü çift sürmek için peşinden gittiği öküzün kuyruğundan tutunca öküzün dile gelip sen bunun için yaratılmadın bununla emir olunmadın demesi üzerine korkan Hz. Geylani daha sonra manevi bir pencereyle evlerinin damından Arafat ta vakfeye duran hacıları görmüş kalbine ilim aşkı düşmüştür. Annesinden Bağdat’a ilim öğrenmek için izin istemiş babasından kalan seksen altının yarısını kardeşi için ayıran yarısını bu yolculuk için veren annesi bu altınları onun koltuğunun altına dikmiştir. Ve de ne olursa olsun doğruluktan ayrılmaması için ondan söz almıştır. Annesine son bir kere daha bakan Hazreti Geylani onu son kez görmenin acısını kalbinde hissederek dönülmez olan bir yola çıkmıştır. Bağdat’a doğru giden bir kervana katılan Gavs Hz. sınırsız samimiyeti ve doğruluyla, yolda kendilerini soyan eşkıyaların ıslah olmalarını sağlamış onların tövbe etmelerine vesile olmuştur. Onu öldürmeye gelenler onda dirilmişlerdir.Gavs-ı Azam hazretleri Bağdat’a doğru yola çıktığında yaşı on sekizdir. İlim ve hikmet aşkıyla dolu olan yüreği tüm zorluklara göğüs gererek bu zor yolculuğu tamamlamıştır.


Bağdat’a geldiğinde meşhur âlimlerden ders alarak fıkıh hadis ve tasavvuf konularında kendini çok iyi yetiştirmiş ve daha sonra hocası Ebu Said Mahzumi’nin medresesinde dersler vermeye başlamıştır. Bu vaazları sırasında insanlar oturacak yer bulmakta zorluk çekmiş kalabalık dört bir yandan taşmıştır. Onun derslerinden pek çok âlim yetişmiştir. O zahiri ve batıni ilimlerin üstadı olmuştur.


Daha sonra vaaz u nasihat vermeyi bırakıp yirmi beş sene Bağdat’ın Kerh harabelerinde ve çöllerde günlerini riyazet ibadet ve mücahade ile geçirmiştir. Dış planda tamamladığı zahiri ilimleri manevi ilimlerle de birleştirerek teorinin pratikle birleştiği noktayı elde etmiştir. Tasavvufun en yüksek noktasına erişmiş ve kalbini tevhit potasında eritmiştir. Bir ucu batıda bir ucu doğuda olan manevi sancaklar onun buyruğu altında toplanmıştır. Hazreti Gavs on üç ilim dalında ders verecek derin bir ilme sahipti ve manen de bütün evliyaların Kutbul aktabıydı. Manevi temeli sıddıklık üzerine atan Gavs Hazretleri yalanı hayatına hiç bir şekilde sokmamış içini dışına dışını içine benzetmiştir. Onu dinleyenler onun sohbet halkasında yer alanlar fevkalade bir tesirle kalplerini esenliğe kavuşturuyor ve aşk-ı ilahiyle çarpan sineleri hakkın güzel isimlerinin tecellileriyle inşirah buluyordu.  Bağdat çöllerinde yıllarca nefsiyle savaşan Gavs Hazretleri tasavvufun tüm hallerini benliğinde yaşadıktan sonra insanları irşat etmek için tekrar insanların arasına dönmüştür. Bildiği her şeyi nefsine tatbik ettiği için her sözü kalplere doğrudan işleyen Hazreti Geylani’nin kutlu nefesi günümüzde bile etkisini devam ettirmektedir.


Gavsı Azam’ın tasavvufta ki açtığı yolun adı Kadiriliktir. Kadirilik esas olarak daim surette Allah’ı zikretmeyi helal ve haramlara riayet etmeyi farzları yapıp sünnet-i seniyyeye ittiba etmeyi ve kalbi masivadan temizlemeyi içeren bir tarikattır. Kadirilik cehri zikirle şeytanı apaçık bir şekilde mağlup eden onunla Hak ismini en gür sedayla haykırıp şeytanı yere sindiren bir tarikattır. Hazreti Ali’nin silsilesinin başında olduğu Gavs-ı Azamın kanatları altında pervaz eden bir seyri sülük metodudur.


Hazreti Gavs müritlerini onların anlayacağı bir tarzda yetiştirmiş çok derin meseleleri teşbihlerle ve misallerle yaklaştırarak daha kolay anlaşılmasını sağlamıştır. Sabırla her suali kızmadan cevaplandırması ve herkes anlayana kadar derse devam etmesi onun ne kadar müşfik bir hoca olduğunun göstergesidir.


O, ilk etapta ilim öğrenmeyi sonrasında bunu edeple taçlandırmayı tavsiye eder ve  uzleti bunlardan sonra ki merhale olarak görürdü. İlimsiz bir seyr-i sülük un olmayacağını Geylani hazretlerinin bu tavsiyesinden anlayabiliriz. O zahirde insanlarla beraberken batında Hakla birlikteydi.


Hz. Geylani" bizim yolumuz kitap ve sünnet üzere bina edilmiş olup, el açıklığı, cömertlik, eza ve cefaya katlanmak, kalbin selameti ve din kardeşlerinin kusurlarını affetmek üzerine kurulmuştur" diyerek yolun ilkelerini sırlamıştır. Tasavvufun hal olduğunu söz olmadığını söz ile ele geçmeyeceğini söylemiştir. Çilesini çekmeden yüksek mertebelere ulaşılamayacağını beyan etmiştir.


Gavs hazretleri dedesi Resulullah’ın ahlakıyla ahlaklanmış olup tüm hareketleri ona benzerdi. Onu görenler onun tesirinde kalırlar onu görmeden duramazlardı. Onun sohbetleriyle katı kalpler yumuşar gönüller şifa bulurdu. O manevi hastalıkların en ehliyetli bir doktoruydu. O , insanların bildikleriyle amel etmemesinden, bilmediklerini öğrenmemesinden dolayı dinlerinin elden gideceğini söylerdi.


Sizden öncekilerin güneşleri battı. Bizim güneşimiz ebediyen gökyüzünün en yüce yerlerinde kalacak batmayacaktır diyen Hz. Geylani İslam güneşinin ebediyen batmayacağını söylemiştir.


Öldükten sonra da tasarrufu devam eden dört büyük evliyadan biri olan Hazret-i Gavs hala kalpleri irşat etmeye insanları küfür bataklığından kurtarmaya devam etmektedir. Cenab-ı Allah hepimizi başta Resulullah sallallahu aleyhi vessellem efendimiz olmak üzere kendisine şefaat hakkı verilen tüm büyüklerin şefaatine nail eylesin bizi Abdulkadir Geylani hazretlerinin mübarek yoluna dâhil eylesin. Bu kısa yazıyı Hz. Geylani’ye yazdığım bir şiirle tamamlıyorum.


Ey uluların serdarı, erenler bahçesinin solmayan gülü, Geylani


Gönül bağlarının her dem öten bülbülü, ey mürşidim Geylani


 


Aşkın şarabını içenler, içip o demde canından geçenler


Güneş gibi doğarlar senin göğünde, ey mürşidim Geylani


 


Cümle evliyanın sultanısın, gönül dertlerinin dermanısın


Âşıkların durağı, doğan günün şafağısın, ey mürşidim Geylani


 


Geceleri seyrimde, gündüzleri kalbimde, aşkı her dem dilimdesin


Dermanı derdimde, güneşi göğümdesin, ey mürşidim Geylani


 


Bir hayal deryasında batıp dururken, varlığımın gemisi


Fermanı elimde, beratı gönlümdesin, ey mürşidim Geylani


 


Kalbime çekilirken yüzlerce perde, Musa’nın Hızır’ı nerde


Hem batınımdasın, hem zahirimde ey mürşidim Geylani


 


Sığmaz içim içime, erdi akıl hayrete, yol giderken gayrete


Aşk isimli devlete, düşmez gönül mihnete, ey mürşidim Geylani


 


Bağdat’tan essin yeller, aksın gözümden seller, seni desin tüm diller


Solmasın gonca güller, coşsun yine gönüller, ey mürşidim Geylani


 


Senin deryana akan bir deli selim, başımda sarılı beyaz kefenim


Yüz yerden yaralıyım, gör ki dermana geldim, ey mürşidim Geylani


 


Mehmet Baş

Bu yazı toplam 7563 defa okundu.
Adı Geçmez Huyugüzel
selam sana ya gavs
selam sana ya gavs, selam sana ya gavsın yolunda giden...
07 Mart 2012 Çarşamba Saat 00:19
Şu An Sitede
21 Kişi Online
SİTE ANKET
Sitemizi nasıl buldunuz?
Çok İyi
İyi
Orta
Kötü
Çok Kötü
ETKiNLiKLER  + Ekle 
ARŞİVDE ARA
ÇOK OKUNANLAR