Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ana sayfaya Dön // Düşünce
Kim Avare
29 Mayıs 2014 Perşembe Saat 11:07
Eyyüp Azlal'ın Cahit Zarifoğlu ile ilgili yazısı...





Kim
Avare?



Bir internet
sitesinde (dunyabizim.com) haberi görünce şok oldum. Haydar Ergülen, Zeytinburnu
Belediyesi’nin  düzenlediği bir programda Cahit Zarifoğlu, “Ustasız Bir
Şairdir.” demiş.  Aman Allah’ım bu nasıl bir söz. Son günlerde Müslümanlar bu
kadarını da hakk etmemişti. Hele Müslüman şairler hiç hak
etmemişti.


Daha sonra bunun doğruluğunu araştırmaya koyuldum.
Meseleyi şair dostum Recep Garip ile paylaştım. O da bu etkinlikten ve bu
konuşmadan muzdarip olduğunu söyledi. Ve her gün geçtiği yerlerde reklam
ponalarına asılan  afişi görünce kahr olduğunu söylüyordu. Demek ki iş sadece
Ergülen’in anlatımıyla sınırlı değilmiş. İyi bir reklam yazarı olan Ergülen’in
muhtemelen kendi tercihini reklam panosuna da yansıtmış.


Merak ettim doğrusu, az sonra belediyenin internet
sayfasında ilgili duyuruya baktım. Bir de ne göreyim.  Programı  hazırlayan
 organizasyon ya da belediye yetkililerinin hazırladığı afiş  şöyle;  “AVARE
Bilge ; Cahit Zarifoğlu….


 Mehmet Akif’in, Necip Fazıl’ın, Fethi
Gemuhluoğlu’nun, Sezai Karakoç’un edebî çizgisi daha sonra Arvasî  Hazretlerinin
manevi gücü üzerinde kendi dünya görüşünü ve hayat tarzını bina eden bir şair ve
münevver olan Cahit Zarifoğlu nasıl USTASIZ  bir şair, nasıl AVARE bir bilge
olabilirdi. Hele bilge ile avare nasıl yan yana gelebilirdi.


İslamî hayat alanına, İslamî düşünce ve edebiyata
yapılan ne ilk ne de son saldırıdır bu. Geçtiğimiz yıllarda buna benzer bir
saldırı Sezai Karakoç üzerinden Necip Fazıl’a da yapılmıştı. Neymiş efendim
sözüm ona bir gurup cenah “Sezai Karakoç, Necip Fazıl’dan iyi bir şairdir.”
Diyordu.  Bu tezi ortaya atanlar İslamî edebiyat çizgisini, ustasız, üstadsız,
rehbersiz kılıp işi sulandırma peşinde değiller miydi. Bu duruma Sezai bey çok
üzülmüş ve anında tepkisini göstermişti. Çünkü O, Necip Fazıl’ın iz sürdüğü bir
dergâha odun taşıyordu. Hem de eğri odun taşımadan.


Şimdi Cahit Zarifoğlu için ustasız bir şair diyenler,
ona avare diyenler kimden cevap alacaklardı. Tabi ki ilk önce ailesinden. Merhum
Zarifoğlu’nun oğlu ya da hanımı çıkıp “babam, eşim avare bir şair değildi. Hele
ustasız bir şair hiç değildi.”  Diyebilirlerdi.  Niye bunu söylüyorum. Çünkü
Recep Garip Ağabeyimiz merhum Zarifoğlu ile olan hukuku dolayısıyla Zeytinburnu
belediyesine bununla ilgili bir yazı yazmış ve bir cevap alamamıştı. Bunun
üzerine Recep Garip bey, Cahit Zarifoğlu’nun oğluna bir bilgilendirme mesaj
gönderdi.  Zarifoğlu’nun oğlu Ahmet bey daha ona dönüş yapmadı.


Bilgi ve belge açısından Recep Garip beyin gönderdiği
mesaj şöyle:“Selamün
Aleyküm Ahmed’im. Öncelikle sizi özledim. Diziyi (Yedi Güzel Adam) ilgiyle
izliyoruz. Sizin tarafınızda müdahele edilecek bir konu var bence.  Zeytinburnu
Belediyesi  Kültür Merkezinde Haydar Ergülen’in afişi on gündür duruyor ve beni
inanılmaz derecede rahatsız etti.  Afiş Şöyle; Bu Hafta Haydar Ergülen (AVARE
BİLGE  :  CAHİT ZARİFOĞLU) anlatacak. Avarelikle bilgelik yanyana gelemez.
Konuyu, ilgilileri uyarma niyetiyle  mektup yazdım,  cevap alamadım. Bir köşe
yazarına  bu meseleyi açtım. O da belediye  başkanına yazdı. Cevap alamadı. Bunu
köşesine taşıyacak.


Şimdi gelelim meselemize. Cahit Zarifoğlu bir kere
edebi ustası Necip Fazıl Kısakürek’tir. Bunun en canlı hatırasını kıymetli eşi
Berat Hanımdan dinleyelim.


            Cahit Zarifoğlu'nun eşi Berat Zarifoğlu
anlatıyor: “… Nikah
resmimiz. Necip Fazıl nikah şahidimdi. Fotoğraftakiler babam, Cahit Bey'in
babası, Ali ihsan Amcam ve Necip Fazıl. Necip Fazıl'a babam çok gider gelirdi.
Abdülhakim Arvasi hazretleriyle görüşmek için geldiğinde hep bizde kalırdı.
Ankara'da Rasim Abilere geldiği için tanıyormuş babam Cahit Bey'i. Cahit Bey son
senelerde sohbetlerde çok bulunuyormuş. Cahit Bey 35 yaşındaydı ben 18
yaşındaydım. Bir sene sonra evlendik. Cahit Bey'e birkaç kişiyi göstermişler ya
'boyu kısa' demiş ya beğenmemiş. Ama beni görmeden de 'Çok istekli geldim, yeter
ki bu aileden olsun diye' dedi. Ben onu bir kere geçerken gördüm. Görüşmeden
evlendik. Bir kere telefonla konuştuk. O zamanlar telefonlar böyle değildi.
Ankara'dan istiyordun, bağlatıyordun. Sonra geldiğinde nikah için gelmiş oldu.
Kına gecesinde görüştük sonra da nikahta…”


Bu hatıra ışığında kıymetli dostum Şaban Abak ağabey,
bir sohbetinde Cahit ağabeyimizin Necip Fazıl’a  bağlığını kendi özgü üslubuyla
şöyle dinlemiştim. Zarifoğlu, Necip Fazıl üstadımıza örneği ancak evliya
menkıbelerinde görülebilecek bir bağlılık ile bağlıydı. O, “Arvasî
 Hazretlerinin küçük kardeşi Kasım beyin kızını sana uygun gördük” dediğinde hiç
tereddütsüz kabul etmiştir. Ve kısa bir zaman içerisinde evlilik vuku bulmuştur.
İş o kadar ilginçtir ki Kasım Beyin kızı Berat Hanım Kürtçe dışında bir dil
bilmezken. Cahit Zarifoğlu da Kürtçe’yi hiç bilmiyordu…


Bütün bu anlatılanların canlı şahitleri varken merhum
Zarifoğlu üstadımızı ustasız bir şair ve avare bir şair olarak değerlendirmek
ancak onu tanımayanlarca yapılan bir yakıştırmadır. Benim acizane tavsiyemdir.
Sayın Haydar Ergülen Cahit Zarifoğlu’nun Zengin
Hayaller Peşinde
 kitabını okusun. Orada üç dört yazı var şiir ve
şairle ilgili. Uyan
Şairim Uyan
 yazısı bir kere Zarifoğlu’nun  avare olmadığının
kanıtı :  


“…Haydi
ey şair, sen de uyan ve şimşek gibi çakan şiirlerinle insanları uyandır, ölen
duyguları canlandır, unutulan görevleri hatırlat. Bununla da kalma, uyuşup
kaldığın izbeden ayrıl, insanların arasına karış ve onların öbek öbek
toplandıkları ağaç diplerini, tarlaları, çölleri, yemek meclislerini, sohbet
halkalarını şereflendir. İnsan zihinlerinden, kalblerinin sokaklarında, bazen
bir atlı, bazen hülyalı bir aşık, bazen bir meczub, bazen bir dert kirpisi,
bazen bir düş, bazen bir vaha, bazen bir yıldırım, bazen bir yumruk…. gibi geç.
  (Z.H.P. s.58)


Ve şair olarak şuurunun farkındadır Zarifoğlu. “şer’e
uzanan el dona kalsın, harama uzanan baş, şaşalasın…” böyle bir şair işte Cahit
Zarifoğlu. Cahit Zarifoğlu’nun Necip Fazıl’dan sonraki durağı hiç şüphesiz
DİRİLİŞ felsefesi ve Sezai Karakoç’tur. Onun yine Zengin Hayaller Peşinde
kitabında Sezai Karakoç’u Çağdaş bir Yunus görüyor. Şeyhinin dergâhına eğri odun
taşımadan götürdüğünü söylüyor. “…Bu
insanların fikren ve ruhen teselli buldukları, umut ve cesaret kazandıkları
Diriliş Ocağı, yüzyıllardan beri bozulmadan devam eden gerçek İslamî hareketin
zamanımız şartlarındaki temponun adıdır. Bu nedenle onu ne birdenbire başlamış
ne de kendinden bir hareket olarak görmek gerekir. Biz ondan yaşayan İslam’ın
değişik bir dinamizmini görüyoruz. Bu enerjik akışta, çoğaltıcı ve güçlendirerek
aktarıcı merkez ise Sezai Karakoç olmaktadır
.”( Z.H.P. s.79)


Sözün kısası, Cahit Zarifoğlu başta da anlattığımız
gibi Avare bir bilge değil, ustasız bir şair hiç değildir. Bir şairin şiiri ile
dünya görüşünün birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini ifade etmek isterim. Cahit
Zarifoğlu’nun şahsında İslamî edebiyatı Hint Mistisizmiyle ifade eden cenaha
bizatihi Zarifoğlu’nun Zengin
Hayaller Peşinde
adlı kitabı buna karşı çıkacaktır. 


Eyyüp
Azlal 



Milat gazetesi





Haberin etiketleri:

eyyüp azlal, milat
Bu yazı toplam 3441 defa okundu.
crxqllfo
Mr.
20
11 Ocak 2015 Pazar Saat 01:13
Şu An Sitede
17 Kişi Online
SİTE ANKET
Sitemizi nasıl buldunuz?
Çok İyi
İyi
Orta
Kötü
Çok Kötü
DÜNÜN MANŞETLERi
ETKiNLiKLER  + Ekle 
ARŞİVDE ARA
ÇOK OKUNANLAR