Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
On beş nolu sınır taşı taşıyor!‏
25 Ocak 2013 Cuma Saat 11:13
Yazar Abdurrahman Adıyan'ın "onbeş nolu sınır taşı" kitabı hakkında Cevat Akkanat ağabeyimizin yazısını sunuyoruz.





Şu cümlemizi mübalağa sayanları biz adamdan saymıyoruz: Barış ve kardeşlik için şiirin doğurduğu fırsata bakın!

On Beş Nolu Sınır Taşı: Terörleşme oyununu bertaraf etmeye birebir çare; bir kitap dolusu şiir…

Ağıtlar toplamı ve fakat ne kin, ne nefret, ne öfke, ne de edilgen bir ah vah etme tecrübesi; çepeçevre insanî bir hatırlayış, yaşayış… Şair, 28 Aralık 2011’de, Uludere’de savaş uçaklarıyla katledilen bir kısmı çocuk 34 insanın ve yakınlarının ıstırabını paylaşıyor… Şair, ben de şahidim, bu kitabı oluşturmak için 2012 yılının Nisan, Haziran ve Ekim aylarında toplam üç kez Roboskê’ye gitmiş, öldürülenlerin yakınları ile görüşmüş, onların şahsi özellikleri ile ilgili bilgiler edinmiş, eserini oluştururken daima Hak ve hakikati göz önünde bulundurmuş.

İşte eserin “dibâce”sinden bir bölüm: “tanrı’m / çetin olanı gönlüme düşürdün / görev yükledin, gayret verdin / ne kadar şükretsem kifayetsiz / halktan, haktan yana idraki / masumdan, mağdurdan yana / görebilmeyi nasip ettin”.

Bir cümle de eserin girizgâhından: “Bu çalışma, hiçbir kavmiyetçi bakışa meyletmeden salt insanî duyarlılıkla ele alınmıştır.” Abdurrahman Adıyan sadece Müslüman şairlerin değil, bütün dünya şairlerinin yüz akı olmuştur, On Beş Nolu Sınır Taşı ile… Şiirin bir insanî sorumluluk işi olduğunu göstermiştir. Şairliği heva ve heves düşkünlüğü olarak algılayan müteşair takımını mahkûm etmiştir: “Ey şair! / şiirlerini hunharca öldürülenler için / failini arayan mazlum halk için yaz”. Onbeş Nolu Sınır Taşı altı bölümlük bir kitap. Fakat yekpare altı değil, onaltı bölüm olsa da, bir bütün olarak değerlendirmenizde hiçbir sakınca bulamayacağınız bir şaheser…

Kuşkusuz bu cümleleri yazarken, şu cümleleri kuruyoruz içimizden: Keşke o katliam olmasaydı da bu şiir kitabı yazılmasaydı! Keşke mecburi sınır ticareti yapan 34 insanı katlederek Heron darbesi yapanların iki eli kurusaydı da bu şiirlere gerek kalmasaydı! Keşke ilgili resmî kurumlar bu olayın üzerine cesaretle gidip bir an önce aydınlatsaydı da insanlığımız bize zindan olmasaydı. Maalesef, talep etmediklerimiz vuku buldu ve maalesef çareyi şiirde bulduk… İşte On Beş Nolu Sınır Taşı’nı acılara tuz niyetine basıyoruz…

Kitabın ilk bölümüne “Dağlar Tırmık Tutmaz” başlığını yerleştirmiş Abdurrahman Adıyan. Burada, halkın yoksulluğunu, kaçakçılığın sebeplerini şairane bir yaklaşımla ve akılcı bir tutumla ele alıyor. Deyim yerindeyse, eserin sonraki bölümlerine hazırlık yapılıyor: “sınır tanır mı yoksulluk / onları burada tutan üniforma utansın”. “Dilimde Tüy Bitti” başlıklı ikinci bölümde, menfur katliam nesneler üzerinden ele alınıyor. Dağ, yol, ırmak, battaniye, sınır taşı vb. gibi nesneler konuşturularak olayın farklı boyutları gün yüzüne çıkarılıyor. Mesela kar şöyle konuşuyor: “güneşle eriyeydim bahara döl olaydım / bölünmeyeydi eşinden arkadaşından / kaçakçılar hunharca öldürülmeyeydi”. Katır’ın söylediklerinden de birkaç dize verelim: “biz, elliden fazla katır, kaçakçının gam ortağı / kasabın tezgâhında doğransam da satır satır / gem vurmayın dilime! Şair, gamıma hatır… // biz indirdik dağlardan otuz dört insanı / (…) dilim damağım kurudu içim ağladı çok / (…) son görevim cenaze arabası, sirenim yok!” “Tanrı Kürtçe Biliyor” adlı üçüncü bölümde Yunus Emre’den de ilham alarak “Birliğin” önemine vurgu yapıyor şair. Allah’ın bütün kavimlerin Rabbi olduğu, onun insanlığa bir rahmet kapısı olarak bulunduğu, dolayısıyla yaşanan çatışma ortamlarının Allahsızlığa karşılık geldiği hissettiriliyor.  Kitabın bir sonraki (dördüncü) bölümü Fatiha Suresi ile açılıyor ve “Kaçakçı Çıraklar” başlığını taşıyor. Bu bölümün Fatiha ile açılması normal: Burada Roboski faciasında öldürülen çocuk yaştaki (18 yaşından küçük) 19 kaçakçının ağıtları yer alıyor: Şivan, Muhammed, Bedran, Erkan, Orhan, Savaş, Serhat, Celal, Selahattin (Karker), Bilal, Şerafettin, Mahsun, Cemal, Vedat, Aslan, Özcan, Salih, Bilal Encu; Salih ve Yüksel Ürek, Özcan Uysal…

Vurulduğu gün 13 yaşında olan Şivan Encü’nün ağıtından bir parça: “bugün çobanlıktan on beş papel almıştım / onbeş nolu sınır taşına haraçmış bu // yokluk ateşinin harına bakın / kalbimin incelen zarına bakın / bizi gizlemeyen ulu dağların / kanımla süslenen karına bakın”…

Vurulduğunda 17 yaşında olan Mahsun Encu’nun ağıtından şu da: “mahşerden farksızdır burası anne / mahşeri nereden biliyorsun deme / bak, dirhem dirhem yaşıyoruz mahşeri / ‘mahşerin dört atlısı’ değil otuz dört atsızıyız / ben, roboskêspor’da beş numaralı futbolcu / bir dahaki maça köyden kaldı mı kimse”… Kitabın beşinci bölümü ağıtların devamından oluşuyor. “Katır Yolu Katık Yolu” başlıklı bu bölümde 18 yaşından büyük 15 kaçakçının ağıtları bulunuyor: Âdem Ant, Şirvan (Şervan), Nevzat, Cihan, Hüseyin, Fadıl, Hamza, Selâm, Zeydan, Hüsnü, Selim (Selman) Encu, Seyithan Enç, Mehmet Ali Tosun, Nadir Alma, Osman Kaplan…

Savaş uçaklarının bombasına hedef olduğunda 19 yaşında nişanlı bir genç olan Âdem Ant’ın ağıtından okuyoruz: “son kaçaktan bir çift küpe alacaktım / govende durup gelin güvey olacaktık / yarına kalan yirmi sekiz aralık hâtırası / ölü bir fotoğraf karesi // ey insanlığa yarınsız yarınlar bırakan / kundaktan önce kefen hazırlayanlar / hain fikre, haris adamlara lanet olsun / bir kuş ki konduğu dalı vatan yapar / o dalda garip bülbül şöyle dile gelsin: // ey âdem! / uçup gittin, gökyüzünde izin kaldı / yaşamda dilin, ocakta harın kaldı / ömrün med-cezir, bahtın nakıs olsa da / garibe’de gönül tahtın baki kaldı.” On Beş Nolu Sınır Taşı’nın son bölümüne “Manifesto” başlığını atmış Abdurrahman Adıyan. Kalp sızılarını dindirmek için “fiyasko” makamında ince ironiler toplamı var bu bölümde. Bir parça sunalım:

“devletlim,

yaşanan her hâlin mutlak hâkimi vardır

hemhal olursan hallerine döner sözün sırrı

somut kırılmalara soyut pansuman olmaz

yaranın merhemini aynı acıdan devşir”

On Beş Nolu Sınır Taşı ilk baskıda 20 bin adet olmak üzere Stigma Yayınları’ndan çıktı. Yayınevinin iletişim bilgileri şöyledir:

0 212 639 69 78 – info@stigmayayincilik.com.tr


Bu yazı toplam 4479 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Şu An Sitede
8 Kişi Online
SİTE ANKET
Sitemizi nasıl buldunuz?
Çok İyi
İyi
Orta
Kötü
Çok Kötü
DÜNÜN MANŞETLERi
ETKiNLiKLER  + Ekle 
ARŞİVDE ARA
ÇOK OKUNANLAR