Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Arif Ay şiirine bir bakış denemesi...
09 Mart 2012 Cuma Saat 09:16
Onu ilk kez dosyalar isimli şiir kitabıyla tanıdım. Kısa cümlelerle koskoca dünyalar kuruyordu şiiriyle. Onun şiirleri karlı bir dağdan uçsuz bucaksız bir ovaya düşen çığ gibi düşüyordu kalbe.





Onu ilk kez dosyalar isimli şiir kitabıyla tanıdım. Kısa cümlelerle koskoca dünyalar kuruyordu şiiriyle. Onun şiirleri karlı bir dağdan uçsuz bucaksız bir ovaya düşen çığ gibi düşüyordu kalbe.

 
O çırılçıplak kelimeleri alıyor, daha sonra onları en güzel mana esvaplarıyla giydiriyor ve gönderiyordu şiir vitrinine. O ki Arif bir kalple kamer misali doğmuştu edebiyat göğünde.
 
O uzun bir yürüyüşün adamıdır. Sıratı müstakim çizgisinden şaşmayanlar için ezel bezminde atılan varlık okunun saplandığı bir hedeftir onda hakikat. O firesiz aşkların yalın ayak koşucudur. Müslüman bir dünya görüşünün kalbinden seslenir okuyucuya. Onda kelimeler kanatları tutuşmuş bir kelebek gibi çıkar gelir. Anadolu’nun esmer yüreğini taşır kalbinde. Kitapların arasında her gün yeniden yazılan bir dünya kurmuştur.
 
O âlemi bir kitap gibi okumanın rahlesine diz çökmüştür. İlk vahyin indiği mağaradan ışıklarla doldurur kovasını ve asr-ı saadetin kanatlarıyla pervaz eder geçmiş zamandan gelecek zamanlara. O kâinatı dolduran ilahi bir nağmenin sesini mırıldanır sessizce. Şeytani tegannilere çoktan tıkamıştır kulaklarını. Kalbini bir ayna gibi parlatmıştır nur dağından gelen ışığa.
 
Arif Ay insanlığın binlerce yıllık birikimini hakikat ışığında seyreden bir şairdir. O dünyanın gelip geçici olduğunu bilir ve zamana ve mekâna karşı tavrını buna göre alır. Kalbini bağlamaz dünyaya. Ona göre en büyük problem insanın Allah'tan kopuşudur.
 
Arif AyAllah'tan kopan insan sadece kendinin değil tüm tabiatın dengesini bozar. Yaratıcıdan kopuk bir zaman ona göre ölü zamandır. O yaşadıklarını yazan yazdıklarını yaşayan bir şairdir. Hissetmediklerini yazmaz. Şairi yazmaya iten en önemli esbab sorumluluk bilincidir.  Onun şiirleri iki nehirden çağlar; birincisi; hayatın ona yansıyan yüzünden ve benliğinde ki derin aşktan kaynağını alır. İkincisi; başkaldıran muhalefet eden öfkelenen yanından beslenir ve Fırat ve Dicle gibi şiirinin şattularabında birleşir.
 
Arif Ay şiirlerinde yalın bir söyleyiş halk şiirinin imkânlarından yararlanış bu arada klasik şiir geleneğimizi bu yeni dönemlere bir taşıyış söz konusudur. İmaj ve imge açısından bakıldığında geniş bir hayal gücü ve yepyeni buluşlarla şiir ırmağında gürül gürül çağladığını görebiliriz. O Yunus Emre’nin ve Karacaoğlan’ın nefesini hissettiren bir şairdir. Şiirler arka planında insan olan şiirler olduğu için yapaylık görmek mümkün değildir. İkinci yeni şairlerinden direk etkilenip onları körü körüne taklit etmek yerine kendi tarzını kurmaya çalışması onun ayrıt edici vasfıdır.
 
Şairimiz meselelere bir uygarlık zaviyesinden bakar ve yeniden inşa edilecek İslam medeniyetinin kaldığı yerden koşusuna devam edeceğine inanır. O yazdıklarımın hesabını verebilecek miyim diye düşünen ve bedelini ödeme kaygısı içinde olan bir şairdir. Şiirinde insanın değişmeyen özünü yakalamaya çalışır. Ona göre şiir bu özü yakalarsa insanla bütünleşebilir ancak. O ekmeğine inancı ve sabrı katık ederek yaşar. O Sezai Karakoç’un ifadesiyle büyüyüp de çocuk kalan bir şairdir. Çocukluğun altın ikliminden rüzgârlarla çıka gelir şiire.
 
Şair modernitenin kaybettirdiklerinin kazandırdıklarından daha çok olduğunu, insanın kendine dönmesi gerektiğini, teknik karşısında insanlığımızı kaybetmemizi savunur. Arif ay şiiri ideolojisi olan metafizik ve toplumcu yanı güçlü olan bir şiirdir. O şiiri nefsini tatmin etmek için değil bir meselesi olduğu için yazar. Kalbi İslam dünyasının yaşadığı ortak acılar için çarpar. Umursamazlığın kirli mendiliyle yüzünü kapatıp nemelazımcılık oynayanlardan değildir.
 
O mazlumların yanında zalimlerin karşısında durmanın şairidir. ,beynimizi ve kalbimiz i işgal eden modern putları birer birer kırmaya çalışır. O emeğin ve adaletin yanında bir şairidir. Adı henüz konmamış zulümlere, şuurumuzu uyuşturduğu için zulüm olduğunu bile anlamadığımız zulümlere isyan eder.
 
"artık, tüm yoksullar için
Kervanı vurmak gerek"
 
Diyerek bu isyanını dile getirir. O tarihi bir insanlık laboratuarı olarak görür ve onun aynasından yansıyanları en güzel öngörülerle şiirine yansıtır. Gam yükünün kervanı gelir ve bin bir derdi binbeşyüz olur şairin.
 
Şairimiz rantiyeciliğin karşısında ve alın terinin yanında bir şairdir. Kapitalist sistemin bir ahtapot gibi kollarını her şeye uzattığı dünyaya karşı direnmeyi tavsiye eder. Onun kelimeleri güneşli bir günde aniden bastıran yağmur gibi sırılsıklam eder düş caddelerini.
 
O, Maraş’ın, Erzurum’un, Rize’nin, Dersim’in, umudunu kaynatır gönül tenceresinde. Ve onda zulüm bir kara dipnot olarak düşürülür ankarayılan da tarihe. Onun heybesinde şehirler birikir. Irmaklar sınırlarını kaldırır karaların.
 
O, Bosna’nın ağıtını haykırır dünyaya. Bağdat’a düşen bombalar onun da sinesinde patlar. Müslüman Müslüman’ın derdine sahip çıkmalı Müslüman Müslüman’ın derdiyle dertlenmeli anlayışının penceresinden bakar kâinata. En güzel ümitlerle çağrılan fecirde yoğrulacak bir kutlu yapıda, O da dirilişi gözlemektedir. Bengisu kaynayacak ve çağlayacaktır.
Bu yazı toplam 5482 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Şu An Sitede
21 Kişi Online
SİTE ANKET
Sitemizi nasıl buldunuz?
Çok İyi
İyi
Orta
Kötü
Çok Kötü
DÜNÜN MANŞETLERi
ETKiNLiKLER  + Ekle 
ARŞİVDE ARA
ÇOK OKUNANLAR