Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Servet Kızılay
servetkizilay@hotmail.com
Toshihiko İzutsu ve Semantik-I
16 Ekim 2011 Pazar Saat 21:59

Toshihiko İzutsu, sadece ülkemizde değil Batı dünyası İslâm Araştırmaları Enstitülerinde Felsefe ya da Dilbilim kürsülerinde de hakkında yeterince araştırma yapılmamış, ilmi çalışmalarının nerede durduğu hakkıyla gösterilmemiş bir mütefekkirdir. Onun semantik ilmini icra ettiği bir alan olarak İslâm araştırmaları çalışmaları ayrıca mevzubahis edilmeğe değer taraflar taşır. Bu çalışmalarda gösterdiği derinlik kadar titizlikte bizleri onun çalışmalarına ve şahsiyetine karşı duyarlı hale getirmek için yeterli miyar sunar. Mesela; onun eserini okuyan herhangi biri eserin altındaki Toshihiko İzutsu imzasını kapattığı zaman bu eserin Müslümanca duyuş ve kavrayışa sıkı sıkıya bağlı bir âlim mi yoksa bir şarkiyatçı tarafından mı kaleme alınıp alınmadığı konusunda bir fark göremez. Bu fark, kolay kolay görülemeyecek kadar incelmiştir.

T.İzutsu, kendisini semantikçi olarak tanımlamasına rağmen Semantik ilminde çalışma yapan dilbilimci ve düşünürlerden teknik hatlarda bir ayrılık gösterir. Onun ‘İslam’da Varlık Düşüncesi’ adlı eseri, Semantiğin İslâm felsefesi düzeyine sıradan icrasından ziyade onun felsefi-filozof boyutunu ortaya koyar. Bunu, T.İzutsu’nun semantik çalışmasının bir parçası olan kavramlar hakkında yaptığı yarı şeffaf ve şeffaf sınıflamasına nazire yaparak bir benzetmeyle şöyle diyebiliriz: ‘İslâm’da Varlık Düşüncesi’ni okurken Semantiği değil semantiğin arkasında yatan T.İzutsunun felsefi boyutunu okuruz. Yıllar evvel hocamın bu eser hakkında tenkit ettiği tek taraf; T.İzutsu’nun eseri kaleme alırken İran-Şii ekolünü merkeze alarak eseri oluşturduğu, Şii ekolün dışındaki büyük mektep ve meşrepleri dışarıda bıraktığı şeklindeydi. Bu tenkitte haklılık payı mevcuttur fakat O eseri oluşturmak için İstanbul’a gelmiş olsa karşısına ilmi ya da başka bir destek çıkmayacağı açıktır. Öte yandan bu eseri oluştururken merkeze aldığı mektep ve meşrep, çalışmalarının bir devamı niteliğinde olan cenahtan yani tasavvuftan ve tasavvufi tezlerden (bilhassa Sebzevari’nin tezlerinden) meydana gelmiştir. Yeri gelmişken onun ‘İbn-i Arabî’nin Fusus’undaki Anahtar kavramlar’ başlığı altında kaleme alınmış eserinin neden asri zamanlarda yapılmış en mühim Arabî Şerhi olarak değerlendirilmediği sormak gerek. Bu soruya İlahiyatçılar yeterli bir izah sunabilirler fakat yine de günümüzün dallanmış budaklanmış ilmi yelpazesi dâhilinde herhangi bir Şerhin nasıl ve ne surette gösterilebileceği tartışmalı olduğundan bu soru kendisini dayatmayı ısrar eder.

T.İzutsu çalışmalarının [Kur’ân’da Dini ve Ahlaki Kavramlar, İman kavramı, Kur’ân’da Allah ve İnsan… vb. eserlerini hariç tutarsak] ağırlık noktasını, tasavvufi düşüncenin yoğun salt metafizik ekseni etrafında sürdürmüştür fakat durduğu yer, Semantiği ele alış biçimi -şaşılacak ölçüde- bu metafizik eksenin tam karşısında konumlanmıştır. Onun Semantik metoduna ve kaynaklarına baktığımızda; Semantiği, felsefi bir zemine bağlayan “dünya görüşü”nü belirleyen ontolojik bir bilim olarak haddini çizmiş olduğunu görürüz. Leo Weisgerber’in tezine müracaat etmiştir ve bu doğrultuda tezlerden yararlanmıştır fakat o Semantiği dediğimiz gibi salt metafiziğin daha doğrusu Platoncu bir dünyanın ve felsefenin parçası görmez. Sadece semantik kavram ağının oluşturduğu bir sistem ya da o kavramların kendine ait anlam çerçevesinin bütününü göstermek acısından bu tezlere müracaat etmiştir ve belli ölçülerde bunlardan yararlanmıştır. Yani yine onun bu tezlere müracaatını, semantik kavramları açıklarken kullandığı görüşle şöyle diyebiliriz: T.İzutsu bir kavramı (burada söz konusu olan tezleri) aldı; fakat bu kavramı başka bir anlam ağı içinde yeniden yorumladı dolayısıyla o kavram artık başka bir anlam kümesini gösterdi. Bu küme ise T.İzutsu’nun dehasının ürünü olarak ortaya muazzam çalışmalar çıkardı. Zaten O ‘Kur’ân’da Allah ve İnsan’ adlı en mühim eserinde bunu açık bir şekilde ortaya koyar: ‘ ‘Kur’ân semantiği’ cümlemizdeki Kur’ân kelimesiyle, Kur’ân’ın dünya görüşü açısından ele alındığı açıktır. Kur’ân’ın semantiği, bu kâinatın nasıl meydana geldiği, dünyanın en büyük elemanlarının neler olduğu ve bunların birbirleriyle ilişkilerinin ne biçimde kurulduğu sorunlarıyla ilgilenmektedir. Bu anlamda semantik,.. bir çeşit ontoloji olmaktadır. Fakat bu, metafizik soyut düşünce alanındaki filozofun telif ettiği kuru, sistematik bir ontoloji değil; somut, yaşayan dinamik bir ontolojidir. Kur’ân ayetlerinden yansıdığı üzere semantik, varlık ve oluşun somut bir ontolojisini teşkil etmektedir.’(s.15) ... ‘Çünkü semantik disiplini, kültürel bir bilimdir. Bunu başardığımız zaman Kur’ân Weltanschauung(=Dünyagörüşü)**’unu aydınlığa kavuşturmuş oluruz ki; Kur’ân Weltanschauung’u, felsefi açıdan Kur’ân ontolojisinden başka bir şey değildir.’(s.35). T. İzutsunun Kur’anın semantiği dediği ontolojik durum, canlı yaşayan bir duruma işaret eder ve bu durum yine Kurmanın kendi kavram alanlarının gösterdiği nesnel bir resimdir. Semantiği felsefenin- düşüncenin bir ontolojik imkânı şeklinde metodsal yorumlayan T. İzutsu, diğer eserlerinde de aynı metodu kullanır. Dolayısıyla Kur’ân’ın semantiğinin gösterdiği ontolojik durum, Semantiğin bir ontolojik imkân olma durumundan çıkarılır.

T. İzutsu’nun J.Derrida’nın yapısöküm fikirlerini uygulamaya çalıştığı ya da nerdeyse J.Derrida’nın dolaylı bir öğrencisi olduğu yolunda saçma sapan söylentiler yazılıp çizilmiştir. İlkönce bunu iddia edenler ya T.İzutsu’nun eserlerini okumamış, Semantik yönteminden habersiz ya da Yapısökümü bilmeyen kişiler olduklarını söylemeliyiz. Yapısöküm Semantik bakımından analiz edildiğinde; kavramları bağlı bulundukları anlamalanından çıkaran, kavramları diğer kavramlarla olan ilişkisini yıkan, yaptığı işlemlerle kavramları birbirlerinden ve anlamdan bağımsız sözcükler yığınına dönüştürmeye çabalayan bir fikriyattır. Oysa Semantiği dünya görüşünün fizikasını çıkaran ontolojik bir bilimsel metod olarak ele alan T.İzutsu bunun tam tersini yapar. Bu iddianın doğruluğu tek bir şart altında kabul edilebilir; o da T.İzutsu’nun kendisini tamamen inkâr etmesiyle. Öteyandan J.Derrida’nın ‘Bir Japon Dosta mektub’ adlı makalesinde (Toplumbilim; J.Derrida Özel Sayısı) Yapısökümü T.İzutsu’ya anlatırken satır aralarında ona bir temsilcilik teklifi yapıyor gibidir. Makalede işin daha tuhaf tarafı, ‘Avrupamerkezciliğ’ini her fırsatta kritize eden J.Derridanın T.İzutsu’ya karşı tam bir Avrupa-merkezinden (Avrupalı) seslenmiş olduğudur. Ayrıca T.İzutsu ile J.Derrida arasında bu ilişkiyi kuranlara göre T.İzutsunun tek hatası Kıtaavrupasından çıkmamış biri olması ya da onu meşhur bir düşünür –filozof kılacak J.Derrida gibi bir nesebe sahip olmayışı olabilir. Eğer illaki bir hoca-talebe münasebeti kurulacaksa bu T.İzutsu’nun da Arapçada ve İslâm ilimlerinde hocası kabul ettiği ve birçok yerde vurguladığı kazanlı büyük fakih Musa Carullah’ın gösterilmesi daha mantıklı olacaktır.

Yazımızın girişinde işaret ettiğimiz T.İzutsu ya karşı gösterilen tutumun; mevcut görüşlerden, bilimin iktidar merkezi ve belirli bir söylem haline dönüşmüş yapısından bağımsız ele alınamayacağı açıktır

*Toshihiko İzutsu’nun Semantikle olan münasebetinin ve onu hangi metodlar çerçevesinde icra ettiğinin detaylı bir analizi II bölümde daha kapsamlı bir surette gösterilecektir.

**Burada bahsedilen temel eser Leo Weisgerber’in ‘Dilsel Dünya Teşekkülünün Temelformları’adlı eserinde ileri sürülmüş ‘Dünyagörüşü’ nazariyesidir. Sapir-whorf olarak İngilizce konuşulan dünyada ünlenen bu nazariyeye göre dilin kategorileri aynı zamanda düşünce ve varlığın belirlenmesinde temel olan şeydir. Dilde kültürel farklılıkları öne çıkaran ve vurgulan bu nazariye, her kültürün diğer kültürel formlara indirgenemez dilsel kategorilerle dünyayı gördüğü ve dünya görüşüne sahip olduğu fikriyatını öne sürer fakat Prof.dr.Toshihiko İzutsu’nun bu nazariyelere birçok cenahtan ayrı düştüğünü de belirtmek gerekir.

alıntı:

http://www.haber10.com/makale/25712/

Bu yazı toplam 6606 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Şu An Sitede
21 Kişi Online
SİTE ANKET
Sitemizi nasıl buldunuz?
Çok İyi
İyi
Orta
Kötü
Çok Kötü
DÜNÜN MANŞETLERi
ETKiNLiKLER  + Ekle 
ARŞİVDE ARA
ÇOK OKUNANLAR