Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Musa Özer
entellektuel63@hotmail.com
Nuri Pakdil’de Kişisel Gelişim
06 Haziran 2011 Pazartesi Saat 00:00

                                                       
 Türkiye’nin çok yönlü ve suskun sanatçısıdır adeta,  Nuri Pakdil. Aslında yazılarıyla, kalemiyle her dem konuşan biridir o. Ama insanların çoğu ondan habersizdir. Geçenlerde TRT ekranlarında yayınlanan bir belgeselle karşımıza çıkan usta yazarın birçok alanda kalem oynattığını onu okudukça fark ediyoruz.. Çağımızın etkili uzmanlık alanlarından olan ‘’kişisel gelişim’’e ayna tutacak anekdotlarla mektuplarından derlediğimiz sözleri; onun ne derece çarpıcı bir üsluba sahip olduğunu göstermesi bakımından da anlamlıdır.

Nuri Pakdil ismi, 1995–2000 yıllarında üniversite öğrenimi için bulunduğum Ankara’daki arkadaş çevremde sık sık konuşulurdu. Onun beyefendi bir kişiliğe sahip sıra dışı bir aydın olduğu; yaşamıyla insanları etkilediği; farklı bir yapıya, özgün bir duruşa sahip olduğu dilden dile dolaşırdı. Yıllar sonra Nuri Pakdil’in mektuplarını okuduğumda; onunla ilgili olarak, bahsettiğim yıllarda anlatılan anekdotlar aklıma geldi. Bu anekdotlarla onun mektuplarındaki etkileyici sözleri karşılaştırdığımda ise ortaya kişisel gelişime ışık tutacak çarpıcı sözler çıktı.
  
O yıllar, şimdi Bursa’da özel bir kolejde Edebiyat öğretmenliği yapan değerli dostum Harun ve Elazığ’da Tarih öğretmeni olarak çalışan Mehmet’le hafta sonları takıldığımız Hece dergisinde değerli ağabeylerimiz Hüseyin Su ve Abdurrahim Karadeniz; Nuri Pakdil’le ilgili anılarını anlatırlardı bize sık sık. Bu anıları dinledikçe ona olan hayranlığımız artmakla beraber, onunla görüşme ve tanışma konusundaki düşüncemiz zayıflıyor, daha bir çekinir hale geliyorduk. Oysa onunla aynı zamanda, aynı şehirde, hatta bir rivayete göre aynı semtte yaşıyorduk. O’nun Ulus’ta Birinci Meclis civarında, Ulus’un gecekondu evlerinin bulunduğu sokaklarda dolaşarak, yoksul insanlara gıda malzemeleri dağıttığı anlatılırdı. Belki de karşılaşmıştık onunla. Ama tanışmadığımızdan; görsek bile konuşamazdık usta yazarla.

Kaç defa Harun’a ısrar ettim; gidip bu adamla görüşelim, tanışalım, diye. Her seferinde Harun; onunla görüşecek olgunlukta ve seviyede olmadığımızı, zamanı geldiğinde gideceğimizi söylerdi. Harun’un böyle düşünmesinde haklı sebepleri vardı kuşkusuz. Abdurrahim Karadeniz ve Hüseyin Su’nun anlattıkları anekdotlar onun böyle düşünmesine sebep oluyordu.

Anlatıldığına göre Ankara’da bizim yaşıtımız bir genç; günün birinde evinden kalkıp Nuri Pakdil’in işyerinin yolunu tutmuş; onunla tanışmak, onun sohbetinden faydalanmak, tavsiyelerini almak amacıyla. Nuri Pakdil, gelen genci karşılamış, onunla hoş beş etmeye başlamadan; ilk sorusunu sormuş: ‘’En son okuduğun kitap hangisi?’’ diye. Genç de son okuduğu kitabın ismini söylemiş. Nuri Pakdil, bunun üzerine kızmış ve ‘’Olamaz kardeşim; o kitap bundan altı ay evvel basılmış. Senin bu kitabı bundan altı ay önce bitirmen gerekirdi.’’ diyerek onu nazikçe yollamış gerisin geriye. Burada Nuri Pakdil’in son altı ayda çıkan bütün kitapların; hangi yazar tarafından, hangi yayınevince, kaç tarihinde basıldığını bildiğini anlıyoruz. Bu yetmiyor; Nuri Pakdil, bu kitapların tümünün okunmasını istiyor. Bahsi geçen genç, bir okuma programı hazırlayarak; o günden itibaren geceli gündüzlü kitap okumuş. Son altı ayda çıkan deneme, roman, hikâye, şiir türünden hemen tüm kitapları seller sular gibi okumuş ve kendinden emin bir tavırla çıkmış usta yazarın karşısına. Artık, sorulacak her türlü soruya cevap verebilirim, diye düşünmüş. Nuri Pakdil’in bu seferki can alıcı sorusu ise farklı oluyor: ‘’Muhalif misin?’’ bundan sonrasını, gencin ne cevap verdiğini hatırlamıyorum.
İşte böyle bir çetin ceviz Nuri Pakdil. Hayatını okumaya, yazmaya, düşünmeye; bunları yaparken, başta kendisi olmak üzere, şehrini, ülkesini, dünyayı değiştirmeye adamış ve edebiyatı bu emellerle eş anlamlı görmüş değerli bir şahsiyettir.

Ben Ankara’dan ayrılalı on yılı aşkın bir süre oldu. Onun eserlerini yeniden okumaya başladım. Bu eserlerde edebi bir özelliğin, akıcı bir üslubun, direnişin, özgürlüğün, özgünlüğün yanında kişisel gelişimle ilgili birçok unsur olduğunu aşağıdaki sözlerinden anlıyoruz Nuri Pakdil’in.

Nuri Pakdil, aslında bir kişisel gelişim ustası gibi yazmaktadır. Sıkmadan, kasmadan, germeden; öyle sıcak, naif, hoş bir tarzda cümlelerini kurgular ki; siz onun kırk yıllık kişisel gelişim uzmanı olduğunu düşünmeye başlarsınız.

Onun Hece dergisinin çıkan ‘’Nuri Pakdil Özel Sayısı’’ndan alıntıladığım aşağıdaki sözleri kişisel gelişim için altın birer özdeyiş niteliğindedir.

*Kendi kendinizi yargılayın, kendinizi hücreye kapatın, kendi diyetinizi kendiniz ödeyin, ateşte derilerinizi yakın, direnin…
*Saniyesi saniyesine adeta tam anı: insan, kendi kendisiyle hiza almalı. Mağara tedavisi böyle mümkündür.’’
*’’Titiz i璒 adına günbegün saat be saat iç denetim, iç arınma, iç onarım, iç keskinlik, iç derinleşiş.
*Sabit dur bu toprakta: kimliğini kaz kaz  kaz: çok diplerden çıkar aitlik.
*Yirmi dört saat ahlaklı olmak gerekir. Yirmi dört saati, titizlikle Tanrı’nın emrettiği şekilde yaşamak gerekir.
*Fonksiyonsuz anımız olmamalıdır. En çok bunu yazmalı, bunu konuşmalı, bunu anlatmalı…
*Dostluğumuzu güçlendirelim. Hepimiz Hakk’ın kullarıyız. Kulluk görevimizi bir bir bilelim. Ayağımız yüzümüz toprakta olmalıdır. Basınca sağlam basalım…
*Uykularımızı iyi bir hesaba çekelim. Önce uykudan başlamalı hesaplaşmaya. Bu çağ günümüzü tutuklamıştır. Vaktimize ambargo kondu.
*Umudu, okumayı, düşünmeyi, eylemi gün gün arttıralım.
*Yeniden, gerçek dostluğu yürürlüğe koymak şart. Kişisel rahatlığa veda etme şart. Eylem’i ‘’eğlen’ vezninde düşünmemek şart. Kalbimizi yontmak şart. Cebimizdeki parayı bir günden fazla bulundurmadan eyleme dönüştürmek şart. Beş vakit namazı camide kılmak şart. Bir Allah kuluna yine onun rızası için can u gönülden selam vermek şart…
*Umutla ve sabırla çalışmalıyız.
*Sorumluluğumuz çok ağırdır.
 *Biz hiçbir şey yapmıyoruz aslında. Çok çalışmamız gerekiyor.

 

*Musa ÖZER, Siverek Anadolu Lisesi Türk Edebiyatı Öğretmeni


 

Bu yazı toplam 7352 defa okundu.
Ahmet Muradoğlu
Nuri Pakdil'i Anlamak
Nuri Pakdil'i anlamak güçtür. Onu anlamlandırmak ise daha güçtür. Onun çetin ceviz olduğunu yazarın sözlerinden de anlıyoruz. Geleceğe yön veren bir aydın... Umarım, onun takipçileri çok olur...
15 Haziran 2011 Çarşamba Saat 23:51
Şu An Sitede
18 Kişi Online
SİTE ANKET
Sitemizi nasıl buldunuz?
Çok İyi
İyi
Orta
Kötü
Çok Kötü
DÜNÜN MANŞETLERi
ETKiNLiKLER  + Ekle 
ARŞİVDE ARA
ÇOK OKUNANLAR