Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hüseyin Akın
huseyinakin@yahoo.com
İran’da şiir bir konuşma ve anlaşma biçimi
04 Temmuz 2017 Salı Saat 23:58
Bin yıla yakın zamandır doğunun çağıldayan sesi olmaya devam eden Firdevsi, sesini sekiz yüz yıl öncesinden bugüne duyuran Şirazlı Sadi, yedi yüz yıl evvel sesini modern dünya kaygılarına ayarlamış Şirazlı Hafız ve yine yüzyıllar öncesinden günümüze rubaileriyle kök salmış Ömer Hayyam gibi isimler Fars edebiyatının sembol isimleridir. Çağdaş İran şiirinin kurucusu sayılan Nima Yusic, Furuğ-i Ferruhzad, Sohrab-i Sipehri, Ahmed-i Şamlu, Nusret-i Rehmani gibi şairler İran’da çağdaş şiirin öncüsü olmuşlardır. Özellikle Nima Yusic’in başlattığı yenilikçi akım içerik ve form olarak İran şiirinin gelişmesinde önemli etkiye sahiptir. Bugün İran hâlâ şiir damarı akışkanlığını sürdürüyor. Modern şiirle modern hayata, zulme, haksızlığa ve işgallere direnip mukavemet gösteren şairler var. Bu şairler içerisinde Türk Şiiri konusunda oldukça donanımlı isimleri görüp tanımak gerçekten mutluluk verici. Dr. Ali Rıza Gazve bu isimlerden biri. Sezai Karakoç adını ve şiirini İran’da her platformda dile getiren bir şair Gazve. Kitabımın Farsçaya çevirisi münasebetiyle gittiğim Tahran’da bunu görmek beni ziyadesiyle sevindirdi. Şairliğinin dışında başka edebi alanlarda da ürün veren Gazve aynı zamanda Tahran Sanat Merkezi müdür yardımcılığı görevini yürütüyor. Tahran’da tanımaktan bahtiyar olduğum bir başka şair, aynı zamanda seçme şiirlerimin Farsçaya tercümesini yapan Dr. Vahid Ziyai. Ziyai Bey Erdebil Üniversitesinde Edebiyat Fakültesinde öğretim görevlisi olarak çalışıyor. Modern İran şiirinin gelişmesi noktasında gayretiyle tanınıyor. Şiir kitaplarının yanı sıra klasik İran şairlerini bir araya toplayan tezkire kitapları da var. Şiirin İran’daki şimdiki sesi sayılabilecek isimlere Muhammed Firazcû ve Mehdi Ezimi’yi de söylemeden geçmeyelim. İran’da günlük hayatta olduğu gibi sanat ve edebiyatta da kadınlar hep erkeklerden önde seyrediyor. Görülebildiği kadarıyla öyle erkek-kadın çekişme ya da rekabeti de yok. Sanki bu konuda adı konulmamış bir centilmenlik hâkim. Şiir dinletilerinde kadın şairlerin sayısı hiç de erkek şairlerden az değil. Bu bayan şairlerden biri Meryem Zülfikari. Aynı zamanda Farsçanın yanı sıra Türkçe şiirler de yazıyor. Daha çok mücadele ve mukavemet şiirleri yazan Meryem Zülfikari’ye neden hayatın başka alanlarından bir şeyler yazmıyorsun, diye sorduğumda, verdiği cevap yazdığı şiirinin de savunması gibiydi. İnsanı hangi koşullar teslim almışsa insan onu yazıyor elbette. Elham Askari yine günümüz yaşayan İran şiirinin önemli bayan şairlerinden. Aynı zamanda İngilizce çevirmen olan Askari tesir gücü açısından çağdaş İran şiiri içerisindeki yerini şimdiden almış durumda. İran’ın dini lideri Hamaney her Ramazan ayında olduğu gibi bu seneki Ramazan ayında dünyanın ve de İran’ın değişik yerlerinden kalabalık bir şair grubunu iftar için evine davet etti. Gelenek olduğu üzere iftar sonrası şairler Hameney’in huzurunda şiirlerini okudular. Hamaney şairlerin okudukları şiirler hakkında eleştirilerde bulundu. Fars şiirinin köklü bir şiir olduğunu vurgulayarak modern şiire değil geleneksel aruz şiirine dönülmesi gerektiğini ifade etti. Şer güçleri bertaraf edecek, onların morallerini bozacak türden hicivler yazmanın önemine de değinen Hamaney bu doğrultuda şiir okuyan şairleri taltif etti. Bendeniz Türkçe şiir okuyan tek şairdim. Şiir okumaya geçmeden önce Türkçe, Arapça ve Farsça’nın kopmaz mecburi birlikteliğini dile getirebilmek için Nedim’in İstanbul kasidesinden örnekler sundum. “Bu şehr-i Stanbul ki bi mislu bahadır/ Bir sengine yekpare acem mülkü fedadır” dizelerinin tesir gücünün bu kadar fazla olacağını tahmin edemezdim. Haziruna “Geride Kalanların Türküsü” şiirimi okumadan evvel Nedim’in bu mısralarında Arapça, Farsça ve Türkçe’nin nasıl bir orkestra oluştururcasına bir araya geldiğini, bu kelimelerden bir tanesini kenara koyduğumuzda cümlenin anlamının da bozulacağını söylemekti muradım. ‘Biz anlamlı bir cümleyi oluşturan kelimeleriz’, ‘aynı medeniyetin-İslam Medeniyeti’nin- çocuklarıyız’, tefrikaya değil, vahdete ihtiyacımız var. Cümleden bir kelimeyi attığımızda nasıl anlam bozulursa, Türk, Arap, Farslar olarak birimiz diğerimizi dışarıda bıraktığımızda dünyanın dengesi ve ahengi bozulur’. Herkes ne konuştuğumu anlamasa da önemli sayıda kişi ve en önemlisi de Hamaney Türkçe biliyordu nasıl olsa. Şiirle düşünmek bu olsa gerek. Bazen şiir düz yazı konuşmanın bahanesi olabiliyor.
Bu yazı toplam 678 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Şu An Sitede
14 Kişi Online
SİTE ANKET
Sitemizi nasıl buldunuz?
Çok İyi
İyi
Orta
Kötü
Çok Kötü
DÜNÜN MANŞETLERi
ETKiNLiKLER  + Ekle 
ARŞİVDE ARA
ÇOK OKUNANLAR