Eyyüp Azlal
eyyupazlal@hotmail.com
Bekle Bizi Kudüs
17 Aralık 2017 Pazar Saat 19:58
Ey Kudüs! Uykusu bölünmüş bir çağda sesleniyoruz sana, kısık seslerimizle. Düş kuruyoruz her zamanki gibi. Belki Selahaddin gelir ansızın. Belki de Fatih gelir bir fetih dönüşünde. Belki bir Yusuf’sun Kudüs, Mısır zindanlarında... Özgürlüğe uzanan masum çocuklar gibi acıları yudumluyorsun. Rüyaları yorumlamak bize düştü Kudüs. Ey ağlayan şehir Kudüs! Ağlamak bize düştü. Ölümüm yakındır diyerek bir vedaya hazırlanıyorsun. İncecikten bir yağmur yağar alnımıza. Sana duaya kalkan ellerimize yağmur damlaları düşüyor. Yahudiler de ağlıyor Ağlama duvarında ama Allah’ın en büyük ayeti insanları ağlatıyorlar. Onların gerçek ağlaması yakın olsa gerek. Hep kovuldular, hep sürüldüler. Hiç ders almıyorlar. Ah yalnızlıkların şehri Kudüs! Yakamozların şehri İstanbul’dan hüznünü paylaşıyorum. Hüzün ki ifritini döndürecek insana. Sonsuzluk kervanına katılmak için buradayım. Dedim ya duaya kalkan ellerimiz vardı incecikten yağan yağmur altında. Yağmurlardan sonra da büyürmüş başak. Başak ki bereket getirir yeryüzüne. Ey Kudüs, ey peygamberler kokusu… Öyle söylerdi Nizar Kabbani. Ona da selam olsun. Göklere en yakın avlunla yollarımıza ışık ver Kudüs, sana gelmek için. Peygamberlerin geçtiği gölgeli ovadan geleceğiz. Ey Kudüs! Zeytin Dağından dirilecekse insanlık zeytin dalı neden kopuk bilmiyorum. Tevrat’ta İncil’de hep anlatılır bu mesele. Acaba Hz. İsa senden ırağa gitmeden önce bu tepede mi sana bakmıştı. “Kudüs, Kudüs! Nedir elinden çektiğim” dediği vaki midir? Yahudiler onu bu tepede yakalamıştı. Çarmıha gererek sekiz durak boyunca sürüklendi diyor Tevrat. Bizim inancımızda bu yürüyüş yok. Yehuda adında biri Hz. İsa’ya çok benzetilmiş. Yahudiler onu çarmıha germişler… Yazının devamı için http://www.milatgazetesi.com/bekle-bizi-kudus-makale,123093.html